Gözlerimiz yıllarda kaldı

Güne, güle ve mevsimlerin geçişlerine.

Beylere beyliklere makamlara ve kravatlara, kınından çıkmaya utanan kılıç yerine kalbinden fırlayan keskin sözlerle Bismillah derim. Bismillah ve Bismillahirrahmanirrahim.

Çivisi çıkmış bir yalnızlıktan, şehre hicret eden ipek yolunun eski aşk hikayelerine güncel bir yaramazlıkla uslu bir çocuğu öperek ve çoğu zaman gözleri çukurda nöbet bekleyen, zaman zaman ise dizleri yorgunluktan titreyen patlıcan tarlalarından alın teri türküsünü söyleyen gurbet akşamlarına bir kaç söz bırakmak isteriz.

Secdeyi Allah’tan başka kimseye edemeyeceğimizi lokumlu sohbetlerin kolonyalı uğurlamalarında anlatan ipek yolunun mütedeyyin ağabeylerinin artık bir kusmuk gibi canhıraş edilmiş o fedaili bel kıvırmalarına gençliğime ant olsun ki, hep imrenerek bakardım.

Fistanlı yürüyüşlerde değil, okyanus sahillerinde acımasızca öldürülen çocuklar aşkına sloganları ile uykularımı kaçırdığınız her gün ve gecenin intikamını, ihale evraklarında çıplak bir günaha seyircisiz kalmamak adına göz kırptığınız için pınarlarınızdan artık ihanet akıyor.

Ah o kırmızı gecelerinize hikmet damlatmak için meşru zeminlerde yapılan tek kale maç gibi, her rövanşta memleketin tüyü bitmemiş çocuklarının rızıklarına atıyordunuz ya, golü her zaman kaleci yemiyor güzelim. İnsanlığımız yiyor işte. İnsanımız. İpek yolundan tutunda sırat köprüsüne kadar, kimin arsasından yol geçiyorsa hepsi bu günaha ortaktır.

Biz yine de sözlerin en güzeli ile başlayalım. Közlerin, en kızgın alevlerinde bitik bir sevda türküsünün en tıklanılmayan notası kadar başımızı salladığımız her yerin, bize ker bela edildiği yerden. Yeşilin en acımasız kuraklarına şahitlik eden bu endamlı şehirli bilir ki, gariplerle yola girilmediği takdirde bir sabah ekinlerinin harap ve bitap olmaları şairlerin şiirleri kadar ihtilal etmez bize.

Olursa, mahallenin en mütedeyyin abilerinin köşe kapmaca, devlet kovalamaca, haram para ile camiye demir yığmaca kısacası gönlümü patlıcan tarlalarından ahmak ıslatan yağmurlarıyla boynumun kılından ince bağışmatik tablosunun birinci sırası arasında ki git gellerime birde sevda türküsü eklememek için,

Önce Fatiha ve Sonra Bakara ilk beş.

Diyor ’ya;

“Allah’ı bulan neyi kaybeder, onu kaybeden neyi bulur, bulsa da başına bela bulur…”

Hadi bakalım ilk kim komşusuna çorba ısmarlayacak kadar has kul…

Bu yayına ilk siz yorum yapın