Kudüs Bizim Neyimiz Olur?

Kudüs’te yaşamıyorum elbet ve Kudüs’e hiç gitmedim ama zihnimde, yüreğimde her zaman bir Kudüs var. Kudüs’ün, o kutlu beldenin, izdüşümleri var. Kudüs’ü en güzel, en doğru kim anlatabilir. Oraya gitmemiş, görmemiş ben mi, yoksa Kudüs’ü özgürlük mücadelesinin tam orta yerine koymuş bir Filistinli mi? Tabi ki o topraklarda yaşayan, oralardan birisi.

Gazzeli Hammad ve Alaa  ,21 yaşında. Kudüs’e gidememenin, orayı görememenin ızdırabını yaşıyorlar her Gazzeli gibi. Sanki uzansa dokunabilir gibi, ama Kudüs belli bir yaşın altındaki Filistinliler için girişi yasak bir bölge.” Ayrıca üç yıl önce üniversite eğitimi için ayrıldığı ülkeleri Filistin’e de tekrar dönemiyorlar.Kendi ülkesinde yabancılaştırılıyorlar.Kudüsü mütela ederken, Kudüse gidememenin, orayı görememenin   ızdırabını yaşadıklarını gözlerinden hissedebiliyorsunuz. Kudüs’ü konuşmak için,  bir araya geldik, bir vatan özlemini, özgürlüğü, barışı, huzuru ve dahasını hasbihal ettik. Hülasası, bir laf ettik, bin dertte ortak olduk.Sorduk. Peki ya  dostlar bir Gazzelıye Kudüs neyi hatırlatır?

“‘Ağabey… Biz Gazzedeniz Kudüs’te yaşamıyoruz, ama yüreğimizde her zaman bir Kudüs yaşıyor. Biz hiç Kudüs’ü görmedik. Mescid-i Aksa da bir vakit  namaz kılmanın  hayaliyle büyüdük. Bizim Kudüs’e girmemiz, Şehadetimizdir. İsrail vatandaşı değilsen, giremezsin. İsrail kanununa göre biz Gazellilere, Müslümanlara 65 yaşına geldiğimizde Kudüs’ü görme izni var. Yahut vize başvurusunda bulunacaksınız, onlar isterse gidebilirsiniz. Âmâ biz “İntifada” yürekleriyiz. Her an Kudüs’e girmenin hayalindeyiz, derdimiz  Kudüs, aşkımız Kudüs, davamız Kudüs bizim. Bu sadece Filistin milletinin değil, Ümmetin davasıdır. Öyle değil midir?”

Hakkatten öyle değilmidir? Kuru bir toprak davası değil, insanlığın kurtuluşunun kapısıdır Kudüs. Elbette Kudüs’ün özgürlüğü ümmetin özgürlüğü demektir. Eğer ki Ümmet Kudreti ve insanlık bilinci varsa, Kudüs’ün kutsiyetinden bahsedilebilir.Ben susayım sen konuş ey Gazzeli! Kudüsün topraklarında yaşayan adanmış genç.Anlat, bana bir Vatan, memleket kavramı olarak Kudüs sadece Filistinlileri mi temsil eder, bütün Müslümanları mı?

“‘Ağabey… “Peygamber efendimizi (SAV) hatırlatır Kudüs , O’nun Kudüs’e gelişini ve Mirac’a yükselişini… Selahaddin Eyyubi’yi hatırlatır, haçlı ordularından Kudüs’ü kurtarışını… Hz. Ömer’in Kudüs’ün anahtarını yine haçlılardan alışını hatırlatır. Bütün bunlar Müslüman ülkeler en güçlüyken oldu. El-Kudüs bize ayrıca Osmanlı İmparatorluğunu ve Sultan Abdülhamid Han’ı anlatır, onun bütün teklifleri reddedip Kudüs’ü savunuşunu…Kudüs bize herdaim Ümmet olmayı hatırlatır.

Evet, Mescid-i Aksa kırmızı çizgimiz değil miydi? El-Aksa’ya neden uzak düştük? Şimdi Ümmet olarak aynada yüzleşmemin zamanı. Söylermisiniz , Kudüs’ün İsraillin işgaliyle birlikte, şehrin dokusunda değişiklikler oldu mu?

Günden güne elimizden gidiyor Kudüs.Bizlerin Selahaddinî duruşlara ihtiyacımız var. Siyonist işgalciler Süleyman’ın (AS) tapınağı olduğunu iddia ediyorlar. Bu bahaneyle 1976 yılından beri Mescid-i Aksa’nın altında çukurlar açarak sadece kendilerinin inandığı bir yalan uğruna Kudüs’e zarar vermektedirler.  Yani Kudüs’ün yapısı tamamen değişti ve Mescidi Aksa her an yıkılabilir, acı gerçek budur ve hepimiz bundan korkmaktayız. Kudüs’te bazı caddelerde sadece İsrailliler yürüyebilir, eğer bu caddelerde yürürsek bize hakaret ediyorlar ve hatta öldürüyorlar. İsrailliler bizim Filistin kültürümüzü ve geleneklerimizi çalmaktadırlar ve bütün bunların kendilerinin olduğunu iddia etmektedirler. Kudüs’ün Filistin Şehri olmadığını iddia ediyorlar ve Filistinlilerin ev inşa etmesine izin vermiyorlar. Eğer Kudüs’te iki katlı bir evim olsa ve üçüncü bir kat çıkmak istesen, buna dahi engel oluyorlar. Bunlar Kudüs’te yaşamasına izin verilen, o toprakların asil sahibiyken azınlık durumuna düşürülen, Müslümanların yaşadıkları. Ya biz, o topraklarda yaşayan ve ‘İlk Kıblemiz’ , Mescidi Aksa’dan uzak, ve bu yıkımlara karşı uzaktan mücadele verenler, yahut sapanıyla, yumruğuyla ‘İntifada’ya yürek verenler… Ancak biz sabırlı olacağız ve hiç bir zaman İsrail’in ülkemizi tamimiyle ele geçirmesine izin vermeyeceğiz.”

Kudüs bütün İbrahimî dinlerin ortak mekânı ve mirası… Yüzyıllar boyunca bu ortak mirasa saygıda kusur etmeyen bölgenin Müslüman yöneticileri, Kudüs’ün kapılarını her millete ve dine açık tutmuş, neticede Kudüs çok kültürlülüğü, karşılıklı hoşgörüyü, bir arada yaşayabilme tecrübesini tarihin sayfalarına aktarmıştı. Ta ki, Siyonist bir rejim tarihi tecrübeyi ve birikmiş hafızayı yok sayma pahasına kendini, kendi ideolojisini bölgenin tek sahibi görene kadar. Demem o ki, Kudüs bir yerde vatansızlaştırılan, yersiz-yurtsuzlaştıran bir topluluğun acısının odağını oluştururken, hem İslam mirasının, hem Yahudi ve Hristiyan miraslarının yok sayılmasını ve kademeli olarak ortadan kaldırılmasını ifade etmekte. Hal ahval böyle iken ; Sizler ortadoğu’daki siyasi gelişmeleri, Kudüs’ün geleceğini nasıl yorumlarsınız?

“Biz gereken mücadeleyi vermeye çalışıyoruz. Maalesef kendi içimizde bölünmeler var. Bizi bir bayrak altında toplayacak bir liderimiz yok, bu yüzden cemaat şeklinde hareket edemiyoruz. Ayrıca, etrafımızda ki Müslüman coğrafyalarında benzer sıkıntılar mevcut, İslam coğrafyası kan ağlıyor. Hal böyle olmasına rağmen, -küffarı sevindiren durum- biz kendi içimizde bir birimizi yiyoruz. Gazze’de dökülen kanda, Siyonistlerin suçu kadar mevcut Mısır hükümetinin de bir o kadar suçu vardır. Siyonistler küffardır, hak ve batıl mücadelesi bu sancıya dermandır. Ama Hakkı savunuyoruz deyip, batıla ortak olanlar yüreğimizde derin yaradır. Şunu en kalbi duygularımla belirtmek isterim ki, Filistin’e yardım eden tek ülke Türkiye ve Türk hükümeti. Bu şekilde bütün İslam devletlerinin gururunu korumaktadır.”

İslam coğrafyaalarında, hal böyle iken, gönüllerin kasvetle değil, her zaman umutla dolması bu inancın şahikası olacaktır.Şair Tâli der ki,

Bir lisan ki kalbe der:

Kalma böyle derbeder,

Son gecen sabah olur,

Akla intibah olur,

Gönle inşirah olur. Ne dersiniz? Ey! Yarenler.

İnşallah olur, Hak yerini bulur. Kudüs bize lutfolur. Umut bizim ruhumuzu dirilten en güzel ilaçtır. Bir gün bu topraklarda adalet tecelli olacak. (Hammad yüreğindekileri dillendiriyor)  İşte o gün geldiğinde çocukluğumda düşlerini kurduğum, ecdadımın yaşadığı, babamın doğduğu ve onun hasretiyle yaşadığı topraklarımız, Barbara şehrine gitmek olacak. Barbara şu an Siyonist güçlerin elinde. Tıpkı Kudüs gibi, yanı başımızda, ama bizden koparılmış. Babam öyle bir anlatır ki; düşlerimde, yürüdüğüm her sokakta adım adım adım Barbarayı geziyorum. Sanki bu dünyamda ki Cennetim orası. Vatanım, merakım, idrakim, yaşamım, ahım. Hem Barbara Kudüs’e de yakın , oradan daha sık gider gelirim Kudüs’e. Bizleri öz vatanımızda , gurbet yaşatanlar bilmeli ki, zorbalıkla hiçbir ideoloji, görüş, inanç, yaşam kabullenilmemiştir.

Peki Hammad sende bir vatan özlemi ,sizlerde bi Kudüs aşkı.Bilirim bu tahribatları yapanlar amaçlarına ulaştığını zannetse de aslında kendi dünyalarını virane hale getirmektedir.Ya Ümmet olarak,biz kasvetli yüreklerimizin neden  idrakında değiliz? Bilmiyoruz. İdrak etmiyoruz.Kudüs bizim neyimiz olur? Şaşkın şaşkın baktı yüzüme Alaa, –Bilmem ki neyimiz olur? dedi, tebessüm etti.Söyleyecek sözüm yoktu ve sustum.Cevabı Yavuz Bülent Bakiler verdi.

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n’emsin?

Bazen kız kardeşimsin, bazen öpöz annemsin

Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin

Eksilmeyen çilemsin

Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin

Çaresizim çaremsin.

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n’emsin?

Mehmet Yasir Cebeci

Bu yayına ilk siz yorum yapın